Günümüzde Stutgart olarak bilinen Weil Der Bölgesinde 27 Aralık 1571’de dünyaya gelen Kepler, Astronomi alanında ortaya koyduğu eser ve çalışmalar ile birlikte günümüz dünyasında hali hazırda anılmaya devam eden isimlerden bir tanesidir. Kepler, oldukça zengin bir aileden geliyor. Büyükbabasının zengin bir han işletmecisi olduğundan bahsediliyor ve bu dönemde servetlerine servet kattıkları iddia ediliyor ancak bilinmeyen bir nedenden dolayı tüm mal varlıklarını kısa sürede yitirmişlerdir.

Babası ile ilgili ise ilginç bir hikayeden bahsediliyor. Paralı asker olarak orduda görev yapan babası, Kepler 5 yaşında iken aileyi terk etmiş ve ondan bir daha haber alınamamıştır. Kepler ile ilgili bir ilginç bilgi daha verelim istiyoruz. Erken doğum ile dünyaya geldiği için çocuk yaşta birçok hastalıkla boğuşmuş ancak bu hastalıklara rağmen diri kalmayı başarabilmiştir.

Kepler’in ilk çalışmalarını büyükbabasının iş hanında yaptığı söyleniyor ve burada Matematik ile yakından ilgilenerek ne kadar zeki ve dahi bir çocuk olduğunu da çevresindekilere ispatlamayı başarmıştır.

Çalışmaların yoğun bir hal aldığı dönem ise üniversite dönemidir. Yaşadığı tüm sıkıntı ve zorluklara rağmen Tübingen Üniversitesi öğrencisi olmaya hak kazanmış ve eğitimini burada sürdürmüştür. Yüksek lisansını da yine bu üniversitede yapmış ve Matematik ile birlikte Astronomi dalında da önemli çalışmalara imza atmıştır. Kepler, tek bir alanda değil, farklı alanlarda başarı örnekleri sergilemiş ve bu bağlamda da kendine hayran bırakmayı başarmıştır.

Güneş Merkezli sistem hakkında fikir sahibi olması ve bunun üzerine yoğunlaşması da yine üniversite ve yüksek lisans döneminde gerçekleşmiştir.

Hayatı

Kepler’in asıl hayali Protestan papazlığı idi. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra hayatına bu mesleği icra ederek devam etmek istiyordu. Graz’da bulunan Protestan Okulunda da eğitim alan ve yine Astronomi ile birlikte Matematik alanında çalışmalara imza atan Kepler, takvimler 4 Şubat 1600’ü gösterdiğinde Brahe ile tanıştı ve bu tanışma onun hayatındaki dönüm noktalarından bir tanesidir. Çalışmalarına uzunca bir süre Brahe ile devam eden Kepler, Brahe’nin ölümünden sonra onun çalışmalarını da bir araya getirerek ilerlemeyi hedeflemiştir.

1626 yılında Protestanlara karşı başlatılan baskı süreci Kepler’i de olumsuz anlamda etkilemiş ve çalışmalarını da engellemiştir. 1629 yılında baskıdan kaçarak Slezya’ya giden ve bir süre burada ikamet eden Kepler, 1630 yılında Regensburg şehrinde hayata gözlerini yummuştur.

Kepler’in Bilime Katkısı

Kepler’e ait olan ‘’Kepler Yasası’’ onun bilime yaptığı en önemli katkılardan bir tanesidir. 3 yasa ile birlikte bilim dünyasına kusursuz bir çalışma bırakan Kepler, hali hazırda bu yasalar ile birlikte anılmaktadır. Kepler Yasaları, Güneş Sistemi’nde var olan gezegenlerin hareketlerini inceleyen matematiksel yasalar bütünü olarak karşımıza çıkıyor.

Bununla birlikte insan gözünde meydana gelen optik bozukluğun asıl sebebinin görüntünün retinanın ön ya da arkasına düşmesi de yine Kepler tarafından açıklanmış ve ispatlanmıştır. Kepler, bu çalışmaların yanı sıra çok sayıda yazılı esere de imza atmıştır. Dilerseniz bu eserlere de hep birlikte göz atalım.

Johannes Kepler’in Eserleri

  • Yeni Gökbilim
  • Dünyanın Uyumu
  • Rudolf Cetvelleri
  • Düş
  • Kırılma
  • Evrenin Gizemlerini İçeren Matematiksel Araştırmaların Habercisi
  • Astrolojinin Güvenilir Temelleri
  • Yılancı Takımyıldızının Ayağındaki Yeni Yıldız
  • Kopernik Astronomisinin Özeti

Bilgilendirme: Eserler, Türkçe çeviri kaynaklardan alınmış olup hata payının bulunabileceğini de belirtmek gerekiyor.

Bir bilim insanı ve gerçekte bir astronomi uzmanı olan Kepler, ortaya koyduğu yazılı eserler ile de günümüze kadar ulaşmayı başarmış ve birçok bilim insanının bugünkü çalışmalarına da ışık tutmuştur.