Max Planck, Kuantum Teorisini geliştirmiştir.  Bu teori, kendisine 1918 yılında Fizik alanında bir Nobel ödülü kazanmıştır ,  atom ve atom altı parçacıklar  hakkındaki genel anlayışı tamamen değiştirmiştir. Görelilik teorisini ortaya atan Albert Einstein ile birlikte, Planck 20. yüzyılda fizik alanında kayda değer ve önemli temel teoriler ortaya koymuştur.

Max Planck,Termodinamik yasaları üzerine çalışmalar  yaptı ve kendi adıyla bilinen “Planck sabiti”ni ve “Planck ışınım yasası”nı buldu.

Çocukluğu ve Gençliği

Max Planck, 1858 yılının 23 Nisan gününde Almanya’nın Kiel şehrinde dünyaya gelmiştir. Planck’ın ailesi genel olarak geleneksel ve entelektüel bir aile olarak tanımlanabilir. Büyük babası ve büyük büyükbabası teoloji profesörü iken babası da hukuk profesörüdür. Max, babasının ikinci eşinden dünyaya gelen altıncı çocuktur.

1967 yılında, Planck’ın ailesi Münih’e taşınmış ve Max burada Maximilians lisesine gitmiştir. Planck, bu okulda kendisine mekanik, matematik ve astronomi öğretecek olan matematikçi Herman Muller ile tanışma fırsatı bulmuştur. Max Planck’ın enerji korunumu ilkesi hakkındaki ilk öğrenimi Muller’in yardımıyla gerçekleşmiştir. 17 yaşına geldiğinde, Planck bu okuldan mezun olmuştur.

Üniversite Eğitimi

Max Planck, aynı zamanda müzik alanında da yetenekliydi ve hatta şan dersleri alıp çello, piyano ve kilise orgu dahi çalmıştır. Hatta operalar ve şarkılar dahi bestelemiştir. Buna rağmen, zamaniçerisinde fiziği daha ilgi çekici bulacak ve müzik yerine fizik çalışmaya karar verecektir. Planck, 1874 yılında Münih Üniversitesi’nde eğitimine başlamıştır. Burada, Profesör Philip Jolly’nin  *mentorluğunda çalışmalarını gerçekleştirmiş ve yalnızca kendi bilimsel kariyerine ilişkin deneyler gerçekleştirmiştir.

Bir süre, üniversitedeki akademik ve bilimsel çalışmalarını hidrojen difüzyonu üzerine odaklamış ancak daha sonra kuramsal fizik üzerine eğilmeye karar vermiştir. 1877 yılında, daha sonra iyi bir arkadaşı olacak olan bir başka ünlü bilim insanı  Hermann Helmholtz ile bir yıllığına Berlin’e gidip çalışmalarına orada devam etmiştir. Yine aynı yıl içerisinde, Plank yeterlilik sınavlarını verip bir süreliğine matematik ve fizik öğretmenliği yapmıştır. 1880 yılında ise yüksek doktora tezinin savunmasını gerçekleştirmiştir.

Planck’ın Bilimsel Kariyeri

Max Planck, yüksek doktora tezinden sonra Münih’te ücretsiz öğretim üyesi olarak görev yapmaya başlamıştır. Bu sırada, ısı kuramı hakkındaki çalışmalarına da ara vermemiştir. 1885 yılında ise doğduğu şehre geri dönüp Kiel Üniversitesi’nde çalışmaya başlamıştır. Dört yıl sonra ise kendisine Berlin Üniversitesi’nden bir teklif gelmiştir. Berlin’de ise kuramsal fizik profesörü olarak çalışmıştır.

Enerjinin dalga boyuna göre dağılımını inceleyerek termodinamik üzerine çalışmalar yürütmüştür. Planck, Wien ve Rayleigh’in formüllerini birleştirmiştir. Çalışmalarını nihayete erdirdikten sonra Planck’ın Radyasyon Formülü olarak anılan yeni bir formül ortaya attığını açıklamıştır. İki ay sonra ise formülünün kuramsal çıkarımını tamamlamıştır. Hatta klasik fiziği bırakıp quantum enerjisini tanıtmıştır. 1900 yılında, Berlin’de Physikalische Gesellschaft toplantısında enerjinin kuantumunu da içeren çalışmasını sunmuştur.

Planck’ın quantum teorisi üzerine çalışması Annalen Der Physik dergisinde yayınlanmıştır. Temel olarak, çalışması iki kitapta özetlenmiştir. Bu teoriyi, fizik tarihinde bir dönüm noktası olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. İlk başta çalışması takdir edilmemesine rağmen bir süre sonra iddia ettiği teorinin geçerliliğine dair kanıtlar, akademik çevrelerin artık kendisini göz ardı edemeyeceği duruma getirmiştir.

Görelilik Kuramı (veya İzafiyet Teorisi)

1905 yılında, Albert Einstein’ın üç adet makalesi bir dergi yayınlanmıştır. Bu sırada ise Max Planck, görelilik kuramının önemini hemen fark eden nadir kişilerden biridir. Planck’ın etkisiyle, izafiyet teorisi Almanya genelinde yaygın olarak kabul görmeye başlamıştır. Ayrıca, teorinin tanınırlığına katkıda bulunmakla kalmayıp aynı zamanda görelilik kuramına önemli katkılarda da bulunmuştur.

1910 yılında, Einstein ısının düşük sıcaklıklarda anormal davranışını gösterebilmiştir. Einstein’ın bu buluşu da klasik fiziğin açıklamakta yetersiz kaldığı önemli örnek olgulardan biri olarak gösterilmektedir. Max, bir süre sonra Berlin Üniversitesi’ne dekan olarak atanmıştır. Bu mevkiye ulaştıktan sonra, Einstein’ı 1914 yılında Berlin’e çağırabilmiştir. Bu noktadan sonra Einstein ve Planck epey iyi arkadaş olmuşlar ve hatta birlikte müzik bile yapmışlardır.

Kara Cisim Işıması

1894 yılında, Planck’ın dikkatini çeken şey kara cisim ışıması olmuştur. Bazı elektrik şirketleri kendisinden minimum enerji kullanarak ampullerden mümkün olan en yüksek ışık elde etmesini istemişlerdir. 1899’da, bu konudaki ilk çözümünü önermiştir ancak formülün daha sonra yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Daha sonra yaklaşımını revize ederek meşhur Planck Kara Cisim Işıması Yasası’nı geliştirmiştir.

Ailesi ve Kişisel Hayatı

Max Planck, 1887 yılında, Marie ile evlenmiştir. Marie ile birlikte dünyaya dört çocuk getirmişlerdir. Birkaç mutlu yıldan sonra, Marie 1909 yılında vereme yenik düşerek hayatını kaybetmiştir. Marie’nin ölümünden 2 yıl sonra ise ikinci eşi Marga ile evlenmiştir. Aynı yılın Aralık ayında beşinci çocuğu dünyaya gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci çocuğu Fransızlar tarafından 1914 yılında esir alınmıştır.

En büyük çocuğu öldürülmüş ve üçüncü çocuğu ise doğum yaparken hayata gözlerini yummuştur. Ocak ayında, çocuklarından biri olan Erwin, Hitler’e karşı gerçekleştirilen başarısız bir suikast girişimine katılması dolayısıyla ölüm cezasına çarptırılmıştır.

Kaynak: http://totallyhistory.com/max-planck/

*Danışman,eğitmen veya emanet edilen kişi